Cami etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Cami etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Şubat 2015

İstanbul Aksaray caddesi Valide Sultan cami-i 1899

İstanbul Aksaray caddesi Valide Sultan cami-i Şerifinin cadde üzerindeki kapısı


Hicri:  25 Zilkade 1316
Rumi: 25 Mart 1315
Miladi:  6 Nisan 1899




11 Mayıs 2014

Osmanlı döneminde yapılan camilerin önünde sadaka taşı vardı.

Sadakalar günahlara keffâret, Cehennem ateşine karşı siperdir. Peygamber Efendimiz, bu hususta şöyle buyurmuştur:

Gizli sadaka, aziz ve celîl olan Allah Teâlâ`nın gazabını teskin eder.Bir hurma ile de olsa sadaka verin. Çünkü o bir hurma, açlığı giderir. Su ateşi söndürdüğü gibi hatâları da söndürür, yok eder.Bir hurmanın yarısı ile bile olsa Cehennem ateşinden korunun. Onu da bulamazsanız, tatlı ve güzel söz söyleyin.Kıyâmet günü hesap görülünceye kadar, herkes sadakasının gölgesinde olacaktır.Sadaka, belâları def`eder.

Osmanlı döneminde insanlar, ''Sağ elin yaptığı yardımı sol el görmemeli'' diyerek sadakalarını gizli olarak verirlerdi.


Dedelerimiz onur ve vakarından dolayı ihtiyaçlarını kimseye açamayanlar için farklı bir yardım metodu olarak sadaka taşları geliştirmiş.


Yapılan camilerin önünde sadaka taşı koymuşlar. Yatsı namazından sonra zenginler buraya sadaka koyarlar, ihtiyacı olanlar da sadaka taşından ihtiyaçları ölçüsünde alırlardı.


Osmanlı Milleti, İslam Dini’ni özümsemiş  ve son derece önemli sevgi ve saygı odağı haline getirmişti.


İhtiyaç sahiplerine “alan el” olmanın utanç ve ezikliğini yaşatmamak için, gayet zarif yardım şekilleri geliştirmiştir. Böylece “alan el” hicaptan, “veren el” de gurur ve riyadan korunmuştur. İşte, her türlü tebrik ve takdire layık yardımlaşma vasıtalarından birisi, hatta bir bakıma birincisi, “Sadaka Taşları”dır.



Mermer sütunların ardında bekleyen bağışlar”Sadaka Taşları”, farklı çap, ebat, şekil ve türde olmakla beraber genellikle beyaz renkli, silindirik, çoğu antik mermer sütunlardır. Yere, dikine gömülmüşlerdir.


Para bırakan kişi bıraktığı paranın kim tarafından alındığını bilmiyordu. Buradaki parayı alan ve küçük ihtiyacını gören insanlar da kimin parasını aldıklarını bilmiyorlardı.  

Böylelikle İslam Dinin'de var olan 'sağ elin verdiğini sol elin bilmemesi' olayı burada bire bir uygulanmıştı.


İnsanlar hiç kimseye vefa duymuyor ve borçluluk hissi olmuyordu. Taşın üzerindeki sandık sayesinde birçok insanın ihtiyacı görülüyordu. Bu sadaka taşı Osmanlı döneminden beri kullanılıyor."

Ancak ne yazık günümüzde bize tarihimiz unutturulmuş,bu zarif düşünceli Osmanlı Devletini gerici,yobaz,barbar olarak tanımış, bir Millet olarak yetiştirilmişiz.


Osmanlı'nın ''Sağ elin yaptığını sol el görmemeli'' diyerek uyguladığı sadaka taşlarından eser kalmamış.Yerine malesef yaptığı iyiliği bütün dostlarına anlatan gösteriş sahibi,kibirli,yaptığı iyiliği daha sonra yaptığı kişinin yüzüne vuran ve aynı zamanda sadakasını gizli olarak veren ince düşünceli dedelerine bile küfreden bir nesil yetişmiş.

Hilmi Kemal

Chp nin Mescid'i inkilap müzesine çevirmesi

Akşam gazetesinin 1931 tarihli haberinden:

Balıkesir'de 3 tevkif:Nakşibendi Tarikatinden Dökmeci Kadir ve şeriki Emin ile korucu nahiyesindeki derviş tevkif edilmiştir,
Mürtecilerin ''İnna fetahna leke'' yazılı bayrağı çıkardıkları Câmi-i müze olacak,
Konya'da birkaç Mevlevi şeyhi tevkif edildi.[1]


İnkilap müzesi ittihazına karar verilen ''Köseköy'' Mescid inin Bayrağında yazılı olan  ''İnna fetahna leke fetham mübına'' yazısı Fetih Suresinin ilk Ayet'i Kerimesi'dir.Türkce Meâli ''Dogrusu biz sana apaçik bir fetih ihsân ettik.''

Fetih Süresi:
1 - Dogrusu biz sana apaçik bir fetih ihsân ettik.

2 - Böylece Allah senin geçmis ve gelecek günahini bagislar. Sana olan nimetini tamamlar ve seni dogru yola iletir.

3 - Ve sana Allah, sanli bir zaferle yardim eder.

4 - Imanlarina iman katsinlar diye müminlerin kalplerine güven indiren O'dur. Göklerin ve yerin ordulari Allah'indir. Allah bilendir, herseyi hikmetle yapandir.

5 - Mümin erkeklerle mümin kadinlari, içinde ebedi kalacaklari, altlarindan irmaklar akan cennetlere koymasi, onlarin günahlarini örtmesi içindir. Iste bu, Allah katinda büyük bir kurtulustur.

6 - Ve o Allah hakkinda kötü zanda bulunan münâfik erkeklere ve münâfik kadinlara, Allah'a ortak kosan erkeklere ve ortak kosan kadinlara azap etmesi içindir. Kötülük onlarin baslarina gelmistir. Allah onlara gazap etmis, lânetlemis ve cehennemi kendilerine hazirlamistir. Orasi ne kötü bir yerdir!

7 - Göklerin ve yerin ordulari Allah'indir. Allah çok güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir.

8 - Süphesiz biz seni, sâhit, müjdeleyici ve uyarici olarak gönderdik.

9 - Ki, Allah'a ve Resulüne iman edesiniz, ve bunu takviye edip, O'na saygi gösteresiniz ve sabah aksam O'nu tesbih edesiniz.

10 - Herhalde sana bey'at edenler ancak Allah'a bey'at etmektedirler. Allah'in eli onlarin ellerinin üzerindedir. Kim ahdi bozarsa ancak kendi aleyhine bozmus olur. Kim de Allah'a verdigi ahde vefa gösterirse Allah ona büyük bir mükâfat verecektir.

11 - yakinda a'râbilerden geri kalmis olanlar sana diyecekler ki, "Mallarimiz ve ailelerimiz bizi alikoydu. Allah'tan bizim bagislanmamizi dile." Onlar kalplerinde olmayani dilleriyle söylerler. 
De ki: Allah size bir zarar gelmesini dilerse veya bir fayda elde etmenizi isterse O'na karsi kimin bir seye gücü yetebilir? Hayir! Allah yaptiklarinizdan haberdardir.

12 - Aslinda siz Peygamber ve müminlerin, ailelerine geri dönmeyeceklerini sanmistiniz. Bu sizin gönüllerinize güzel göründü de kötü zanda bulundunuz ve helâki hak etmis bir topluluk oldunuz.

13 - Kim Allah'a ve Rasulüne iman etmezse süphesiz biz, kâfirler için çilgin bir ates hazirlamisizdir.

14 - Göklerin ve yerin mülkü Allah'indir. O, diledigini bagislar diledigini azaplandirir. Allah çok bagislayan çok merhamet edendir.

15 - Siz ganimetleri almak için gittiginizde geri kalanlar: "Birakin biz de arkaniza düselim." diyeceklerdir. Onlar, Allah'in sözünü degistirmek isterler. De ki: Siz bizimle gelemeyeceksiniz. Allah daha önce böyle buyurmustur. Onlar size: "Bizi kiskaniyorsunuz." diyeceklerdir. Bilakis onlar, pek az anlayan kimselerdir.

16 - A'rabilerin geri birakilmis olanlarina de ki: Siz yakinda çok kuvvetli bir kavme karsi savasmaya çagirilacaksiniz. Onlarla savasirsiniz veya müslüman olurlar. Eger itaat ederseniz, Allah size güzel bir mükâfat verir. Ama önceden döndügünüz gibi yine dönecek olursaniz sizi acikli bir azaba ugratir.

17 - Köre vebal yoktur, topala da vebal yoktur, hastaya da vebal yoktur. Bununla beraber kim Allah'a ve peygamberine itâat ederse, Allah onu, altindan irmaklar akan cennetlere sokar. Kim de geri kalirsa, onu aci bir azaba ugratir.

18 - Andolsun o agacin altinda (Hudeybiye'de) sana bey'at ederlerken Allah, müminlerden razi olmustur. Kalplerinde olani bilmis onlara güven indirmis ve onlari pek yakin bir fetih ile mükâfatlandirmistir.

19 - Allah onlari elde edecekleri birçok ganimetlerle de mükâfatlandirdi. Allah çok güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir.

20 - Allah size, elde edeceginiz birçok ganimetler vaad etmistir. Bunu size hemen vermis ve insanlarin ellerini sizden çekmistir ki bu, müminlere bir isaret olsun ve Allah sizi dogru yola iletsin.

21 - Bundan baska sizin güç yetiremediginiz, ama Allah'in sizin için kusattigi ganimetler de vardir. Allah herseye kâdirdir.

22 - Eger kâfirler sizinle savassalardi arkalarina dönüp kaçarlardi. Sonra bir dost ve yardimci da bulamazlardi.

23 - Allah'in öteden beri gelen kanunu budur. Allah'in kanununda asla bir degisiklik bulamazsin.

24 - O sizi onlara karsi muzaffer kildiktan sonra Mekke'nin göbeginde onlarin ellerini sizden, sizin ellerinizi de onlardan çekendir. Allah, yaptiklarinizi görendir.

25 - Onlar inkâr eden ve sizin Mescid-i Haram'i ziyaretinizi ve bekletilen kurbanlarin yerlerine ulasmasini men edenlerdir. Eger kendilerini henüz tanimadiginiz mümin erkeklerle, mümin kadinlari bilmeyerek ezmek suretiyle bir vebalin altinda kalmaniz ihtimali olmasaydi, Allah savasi önlemezdi. Dilediklerine rahmet etmek için Allah böyle yapmistir. Eger onlar birbirinden ayrilmis olsalardi elbette onlardan inkâr edenleri elemli bir azaba çarptirirdik.

26 - O zaman inkâr edenler, kalplerine taassubu, câhiliyet taassubunu yerlestirmislerdi. Allah da elçisine ve müminlere sükûnet ve güvenini indirdi. Onlari takva sözü üzerinde durdurdu. Zaten onlar buna pek layik ve ehil kimselerdi. Allah herseyi bilendir.

27 - Andolsun ki Allah, elçisinin rüyasini dogru çikardi. Allah dilerse siz güven içinde baslarinizi tiras etmis ve saçlarinizi kisaltmis olarak, korkmadan Mescid-i Haram'a gireceksiniz. Allah sizin bilmediginzi bilir. Iste bundan önce size yakin bir fetih verdi.

28 - Bütün dinlerden üstün kilmak üzere, Peygamberini hidayet ve hak din ile gönderen O'dur. Sahit olarak Allah yeter.

29 - Muhammed Allah'in elçisidir. Onun yaninda bulunanlar da kâfirlere karsi çetin, kendi aralarinda merhametlidirler. Onlari rükûa varirken secde ederken görürsün. Allah'tan lütuf ve riza isterler. Yüzlerinde secdelerin izinden nisanlari vardir. Bu, onlarin Tevrat'taki vasiflaridir. Incil'deki vasiflari da söyledir: Onlar filizini yarip çikarmis, gittikçe onu kuvvetlendirerek kalinlasmis, gövdesi üzerine dikilmis bir ekine benzerler ki bu, ziraatçilarin da hosuna gider. Allah böylece onlari çogaltip kuvvetlendirmekle kâfirleri öfkelendirir. Allah inanip iyi isler yapanlara magfiret ve büyük bir mükâfat vaad etmistir. 

kaynaklar:
[1]Akşam gazetesi 9 kânunusani 1931

Hilmi Kemal

1 Mayıs 2014

Cami kapatma ve başka amaç üzere kullanmak için çıkartılan kanun

CHP döneminde 15 Kasım 1935 tarihinde 2845 numaralı bir kanun çıkartılır.Bu kanun maddesinde:(Tasnif harici kalacak cami ve mescitler usul ve mevzuata göre kendilerinden başkaca istifade edilmek üzere kapatılır.) hükmü vardı.[1]

Bu tarih itibari ile bir çok Cami-i kapatılır,yıktırılır,satılır,müzeye çevirilir.

[1]
Cami kapatmak ve başka amaç için kulanmak üzere çıkan Kanun

[2]
Hükümetin teklifi
T.B.M.M. 5. Dönem 6. Cilt 3. Birleşim - Sayfa 56.


Allah'ın mescitlerini, içlerinde Allah'ın isminin anılmasından meneden ve onların harap olmalarına çalışan kimselerden daha zâlim kim olabilir! İşte bunlar, oralara korka korka girmekten başka birşey yapmazlar. Bunlara dünyada perişanlık, ahirette de büyük bir azap vardır.[3]

Müşrikler kendi inkârlarına kendileri şahit olup dururlarken Allah'ın mescidlerini imar etmeleri mümkün değildir. Onların bütün yaptıkları boşa gitmiştir. Ve onlar ateş içinde ebedi olarak kalacaklardır.[4]

Allah'ın mescidlerini, ancak Allah'a ve ahiret gününe inanan, namazı kılan, zekatı veren ve Allah'dan başkasından korkmayan kimseler imar ederler. İşte hidayet üzere oldukları umulanlar bunlardır.[5]

 ...Ta ilk gününde temeli takva üzerine kurulan mescit elbette içinde namaz kılmana daha layıktır. Onun içinde günahlarından arınmayı seven kişiler vardır. Allah da arınmış, ak pak olmuş olanları sever.[6]

Şüphesiz ki, mescitler hep Allah içindir, o halde Allah'ın yanında başka birine dua etmeyin![7]

Kim Allah için bir ev inşa ederse (mescit yaparsa) Allah’ta cennet’te onun için bir ev yapar[8]

Mescidler yeryüzünde Allah’ın evleridir. Gökteki yıldızların  yer ehlini aydınlattıkları  gibi, onlarda gök ehlini aydınlatırlar.[9]

Ben yeryüzü halkına azap etmeyi murat ettiğimde mescitleri inşa, tefriş, tamir ve tenvir edenleri, benim rızam için sevişenleri ve seher vakitlerinde istiğfar edenleri görünce onlara azap etmekten vazgeçerim.[10]

Bir kimsenin mescide alakasını görürseniz, onun mü’min olduğuna şehadet edin, zira Cenab-ı Hak şöyle buyuruyor: “Allah’ın mescitlerini ancak Allah’a ve ahiret gününe inananlar imar ederler.[11]

Mescidler yeryüzünde Allah’ın evleridir. Gökteki yıldızların  yer ehlini aydınlattıkları  gibi, onlarda gök ehlini aydınlatırlar.[12]

kaynaklar:
[1]Resmi gazete:22.11.1935
[2]T.B.M.M. 5. Dönem 6. Cilt 3. Birleşim - Sayfa 56
[3]Bakara 114
[4]Tevbe 17
[5]Tevbe 18
[6]Tevbe 108
[7]Cin 18
[8]Buhari, Salat 65,  Müslim,  Mesacid 4
[9]Heysemi, Mecmeuz-Zevaid 117
[10]İlahi Hadisler DİB. Yayınları Hasan Hüsnü Erdem 1982, Sayfa 28
[11]Tirmizi, Tefsir, Sure 2. H. No 3092
[12]Heysemi, Mecmeuz-Zevaid 117

Hilmi Kemal


Ahsarla