Kanun etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kanun etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Mayıs 2015

Takriri Sükûn Kanunu

04.03.1925 tarihinde kabul edilen 578 nolu  Takriri Sükûn Kanunu madde 1 e göre, Memleket içerisinde nizam, huzur ve sükûnu bozanlar İstiklâl mahkemesine veriliyordu.

Takriri Sükûn Kanunu
Kanun no :578 : 
Kabul Tarihi : 04.03.1925
Resmi Gazete Tarihi  : 04.03.1925 

Madde 1 - 

İrticaa ve isyana ve memleketin nizamı içtimaisini ve huzur ve sükûnunu ve emniyet ve asayişini ihlâle bâis bilûmum teşkilât ve tahrika ve teşvikat ve teşebbüsat ve neşriyatı Hükümet, Reisicumhurun tasdikiyle, re'sen ve idareten men'e mezundur.

îşbu efal erbabını Hükümet İstiklâl mahkemesine tevdi edebilir. [1]

Bu kanun, yaklaşık iki sene sonra uzatılmıştır., 2 Mart 1927 tarihinde Kanun lâyihasının Meclis'teki müzakereleri sırasında Başvekil İsmet Paşa söz almıştır. Bu konuşmasında İsmet Paşa, en önemli tehlikenin aslında Şeyh Sait isyanı ile ortaya çıkan fiili hareket olmadığını, asıl tehlikenin "memleketin umumî hayatında hâsıl olan karışıklık ve kararsızlık" olduğunu söylemiştir.[2]


  [1] Takriri Sükûn Kanunu
Resmi Gazete : 04.03.1925 

 [1] Takriri Sükûn Kanunu 

 [1] T.B.M.M Zabıt Ceridesi 
2. Dönem 15. Cilt 69. Birleşim - Sayfa 131


[2] T.B.M.M Zabıt Ceridesi 
2. Dönem 30. Cilt 39. Birleşim - Sayfa 6
02.03.1927

[2] T.B.M.M Zabıt Ceridesi 
2. Dönem 30. Cilt 39. Birleşim - Sayfa 7
02.03.1927



Kaynaklar:
[1]Resmi Gazete,  Takriri Sükûn Kanunu, 04.03.1925 
[2]T.B.M.M Zabıt Ceridesi, 2. Dönem 30. Cilt 39. Birleşim - Sayfa 6,7


İlgili Bölüm:



13 Aralık 2014

İşgalcilerin dili serbest Atalarımızın harfleri ''Osmanlıca'' yasak

''Harf İnkilabı''  ve  ''Arapça ezan veya kamet okuyanların üç aya kadar hafif hapis veya on liradan iki yüz liraya kadar hafif para cezasile cezalandırılacağına dair kanun'' başlıklı yazımızda, Harf İnkilabı ve Arapça ezan okuyanlar hakkında bilgi vermiştim. Kısaca özetliyelim:

1 Kasım 1928 tarihinde 1353 numaralı kanun ile Osmanlı Alfabesi'nin yerine, Latin Alfabesi'nin Türkçeye uyarlanmış bir biçimi kabul edilir. Arap Harfleri ile Tedrisat Yapmak İçin Gizli veya Alenî Dershane Açanlar için, 23.12.1931 tarihinde kabul edilen kararnamede, Arap Harfleri ile Tedrisat Yapmak İçin Gizli veya Alenî Dershane Açanlar için bir aya kadar hafif hapis ve elli liraya kadar hafif para cezası uygulanır.[1]

02.06.1941 tarihinde kabul edilen 4055 sayılı kanunla Türk Ceza Kanunu'nun 526. maddesine bir fıkra eklenmiştir. Değişikliğe göre, Arapça ezan okuyanlar ve kamet getirenler, üç aya kadar hapsedilecek veya 10 liradan 200 liraya kadar para cezası ödeyeceklerdi.[2]

***********

2 Kânunuevvel 1931 tarihli Akşam gazetesinden:
Lisan dersleri mekteplerde senelerce tahsil olunamayan ecnebi lisanları pak zaman zarfında öğretilir.[3]

[3]Akşam 2 Kânunuevvel 1931 


6 Nisan 1929 tarihli Cumhuriyet gazetesinden:
Her lisan için hususî ve umumi dersler Türkçe, İngilizce, Almanca, İtalyanca vesaire ve saire...[4]

[4]Cumhuriyet 6 Nisan 1929


16 İlkkânun 1935 tarihli Ulus gazetesinden:
Halkevinde:
Lisan kursları Halkevinin Almanca, Fransızca, ingilizce, Rusça lisan kurslarında çok yakında derslere başlanılacaktır. Kurslara bu lisanları biraz bilenler kaydedilmekterdir. [5]

[5]Ulus 16 İlkkânun 1935


28 Temmuz 1936 tarihli Ulus gazetesinden:
Lisan derslerinde ikmale kalan talebeden halkevinde açılacak İngilizce ve Fransızca hazırlama kurslarına kaydolmak isteyenlerin hergün saat 18-19 arasında halkevinde ingilizce öğretmeni B. Lütfullah'ı görmeleri.[6]

[6]Ulus 28 Temmuz 1936


13 Şubat 1935 tarihli Zaman gazetesinden:
Üniversitede Ecnebi dil dersleri devam edecek bütün fakülteler son sınıf talebelerinin birinci sömestr nihayetine kadar ecnebi lisan derslerine ve...[7]

[7]Zaman 13 Şubat 1935


Kemal Atatürk savaşdığımız işgalci Devlet'lerin dillerini serbest bırakıyor iken bizim için savaşmış Atalarımızın ''Osmanlıca'' harflerini yasaklatıyor. 

Bunun adınada Vatan kurtarma deniliyor.

Kemal Atatürk neden savaşmıştı?

Savaştığımız Ülkelerin kılık ve kıyafetini almak için mi?
Sarığı yasaklatıp zorla şapka giydirmek için mi?
İslam kanununu yasaklatıp Batılıların kanunu için mi?
ve daha niceleri.


Kaynaklar:
[3]Akşam Gazetesi 2 Kânunuevvel 1931 
[4]Cumhuriyet Gazetesi  6 Nisan 1929
[5]Ulus Gazetesi  16 İlkkânun 1935
[6]Ulus Gazetesi  28 Temmuz 1936
[7]Zaman Gazetesi 13 Şubat 1935



İlgili Bölüm:



Hilmi Kemal



7 Aralık 2014

Harf İnkilabı

1 mart 1926 tarihinde 765 numaralı Türk Ceza Kanunu kabul edilir.[1]

Türk Ceza Kanununu madde 526: Her kim, salahiyettar merciden kanun ve usul dairesinde verilmiş bir emre itaatsizlik eder veyahut ammenin istirahat ve selameti veya madelat mulahazası namına merciinden kanun dairesinde ittihaz edilmiş bir tedbire riayet etmezse bir aya kadar hafif hapse ve elli liraya kadar hafif cezayı nakdiye mahkum olur.[2]


[1]Resmi Gazete, Türk Ceza Kanunu,13.03.1926

[2]Resmi Gazete, Türk Ceza Kanunu,13.03.1926, madde 526


1 Kasım 1928 tarihinde 1353 numaralı kanun kabul edilir. Kanun"un kabul edilmesi ve yeni alfabenin yerleştirilmesi sürecine genel olarak geçilir. Bu yasayla o güne kadar kullanılan Osmanlı Alfabesi'nin yerine, Latin Alfabesi'nin Türkçeye uyarlanmış bir biçimi kabul edilir.[3]

[3]Resmi Gazete 03.11.1928

[3]Resmi Gazete, 03.11.1928, 1353 numaralı kanun

[3]Resmi Gazete, 03.11.1928, 1353 numaralı kanun


Arap Harfleri ile Tedrisat Yapmak İçin Gizli veya Alenî Dershane Açanlar için, Maarif Vekâleti 21.7.1931 tarihinde ve 1750 numaralı tezkeresi ile yapılan teklif verir. Bu teklif 23.12.1931 tarihinde kabul edilir.[4] Verilen bu teklifde Arap Harfleri ile Tedrisat Yapmak İçin Gizli veya Alenî Dershane Açanlar için, ceza uygulayıcı madde vardır. (Bir aya kadar hafif hapis ve elli liraya kadar hafif para cezası) 

12073 nolu kararname:

Madde 1 — Türk harflerinin kabul ve tatbıkına dair olan1 teşrinisani 1928 tarih ve 1353 numaralı kanunun 9 uncumaddesi hilâfına olarak arap harflerile tedrisat yapmak içingizli veya alenî dershane açanlar ve bu dershanelerde tedrisâttabulunanlar 1 mart 1926 tarih ve 765 numaralı Türk Cez a Kanununun 526 ncı maddesi mucibince tecziye olunacaklardır. 

''12073 nolu kararnamede geçen 765 numaralı Türk Cez a Kanununun 526 ncı maddesi dipnot [1] ve [2] 'de verilmiştir.''

Türk Ceza Kanununu madde 526: Her kim, salahiyettar merciden kanun ve usul dairesinde verilmiş bir emre itaatsizlik eder veyahut ammenin istirahat ve selameti veya madelat mulahazası namına merciinden kanun dairesinde ittihaz edilmiş bir tedbire riayet etmezse bir aya kadar hafif hapse ve elli liraya kadar hafif cezayı nakdiye mahkum olur.

[4]Resmi Gazete, 04.01.1932

[4]Resmi Gazete, 04.01.1932, kararname 12073


1936 yılına ait Cumhuriyet gazetesinden:

Eski evrak imha edilecek.

1935 yılında bir kanun çıkar ve evrak imhası kararlaştırılır.Bir komisyon teşkil edilir.Heyet  926 senesine kadar biriktirilmiş Devlet'e ait evrak listesini hazırlar.İmhasına karar verilen evrak ya burada yakılacak ve yahut hamur haline konulması için İzmit kağıt fabrikasına gönderilecektir.[5]

1936 yılına ait Cumhuriyet gazetesi


4.11.2004 tarihinde kabul edilen 5252 kanun nolu Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun ile,  765 sayılı Türk Ceza Kanunu bütün ek ve değişiklikleri ile birlikte yürürlükten kaldırılır.[6]

4.11.2004 tarihli 5252  nolu kanun madde 12/b:
1.3.1926 tarihli ve 765 sayılı Türk Ceza Kanunu bütün ek ve değişiklikleri ile birlikte,Yürürlükten kaldırılmıştır.


Kaynaklar:
[1]Resmi Gazete, 13.03.1926
[2]Resmi Gazete, Türk Ceza Kanunu, madde 526
[3]Resmi Gazete 03.11.1928
[4]Resmi Gazete, 04.01.1932
[5]Cumhuriyet gazetesi,13 Haziran 1936,sayfa 2
[6]Resmi Gazete 13.11.2004





Hilmi Kemal



29 Ağustos 2014

Hâlâ Arap harfleri ile kitap basanlar var


Yeni harflerin kabulünden sonra Arap harfleri ile kitap basılması menedilmiştir. buna rağmen bazı kimselerin gizli gizli bu suretle kitap bastırdıkları anlaşılıyor. Dün matbaamıza Arap harfleri ile basılmış yeni bir icra ve iflas kanunu getirildi. kanunda ''not'' diye kilişesini koyduğumuz satırlar yazılıdır. Kitabın hangi matbaada, kimin tarafından bastırıldığına dair bir kayıt yoktur. Kitap iki buçuk liraya satılmakta imiş.

Zabıtanın icap eden tahkikatı yaparak kanunî yasağa rağmen Arap harfleri ile kitap basanları meydana çıkaracağı şüphesizdir.[1]

Kaynaklar:
[1]Akşam 5 Temmuz 1932 sayfa 1
Hilmi Kemal


27 Ağustos 2014

Sarık giyene mahkeme kararı


İzinsiz sarık

Bir adam dün mahkemede tevkif edildi

Dün ikinci sulh hâkimi müsaadesiz sarık ve dinî kıyafet giyerek v'aza kalkışan hafız Ali isminde birini tevkif etmiştir. Sarık sarmak ve dinî kisve taşımak müftiliğin müsaadesine tabidir. Dün mahkemeye çıkarılan hafız Ali isminde suçla bu müsaadeyi almadan sarık sarmıştır.

Sulh hakimi, hafız Ali hakkında tevkif kararı vermiş ve kendisini tevkifhaneye göndermiştir.

Kaynak
[1]Zaman 26 Kanunuevvel 1934

Hilmi Kemal


10 Ağustos 2014

Türkiye'de Lions Kulübüne kurulma izni veren Hükümet kararnamesi ve Hükümet üyeleri

Resmi Gazete:20 Nisan 1963 Cumartesi

Merkezi İstanbul'da bulunan <<İstanbul Milletlerarası Lions Kulübü>> nün, merkezi Şikagoda olan <<Milletlerarası Lions Kulübleri Derneği>> - (Lions International) ile iş birliği yapmasına izin verilmesi; Dışişleri, Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlıklarının uygun mütalaalarına dayanan İçişleri Bakanlığının 25/3/1963 tarihli ve 30-3957/38530 sayılı yazısı üzerine, 3512 sayılı kanunun 10 uncu maddesine göre, Bakanlar Kurulunca 1/4/1963 tarihinde kararlaştırılmıştır.


Türkiye'de Lions Kulübüne kurulma izni veren Hükümet kararnamesi ve Hükümet üyeleri

1.4.1963 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 6\1607 numaralı karar şu şekildedir: 

İçişleri Bakanlığı’nın 30-3957/38530 sayılı yazısı üzerine, 3512 sayılı kanunun 10′uncu maddesine göre, Bakanlar Kurulu’nca 1/4/1963 tarihinde LIONS INTERNATIONAL kulübünün Türkiye’de kurulmasına karar verilmiştir.

Başbakan:İsmet İnönü 
Başbakan Yardımcısı: Turhan Fevzioğlu (mason) 
Çalışma Bakanı:Bülent Ecevit 
İmar Ve İskan Bakanı:F.Kerim Gökay (mason) 
Devlet Başkanı:A.Ş. Ağanoğlu (mason)
Devlet Başkanı:Necmi Ökten (mason) 
Dışişleri Bakanı:Feridun Cemal Erkin (mason) 
Maliye Bakanı:Ferit Melen (mason)
Ticaret Bakanı:Muhlis Efe (mason)



İlgili bölüm:

Alıntılarda http://gercektarihinsayfasi.blogspot.com.tr/ olarak kaynak bildiriniz.


Hilmi Kemal



7 Temmuz 2014

Zulüm 1453'temi,1881'demi başladı?

Kadıköy’de çekilen "Zulüm 1453'te başladı" fotoğrafı 

İstanbul'u 1453'de fetheden ve Peygamber (S.A.V) övgüsü alan Fatih Sultan Mehmed Han halkına zulüm ettimi?

Fatih Sultan Mehmed’in Bosna-Hersek’i fethinden sonra,1463 tarihinde Milodraz’da yazılmıştır.Aslı Bosna-Hersek’in Fojnica şehrindeki Fransisken Katolik Kilisesi’nde olan bu ferman, Bosnalı Fransiskenlere hak ve hürriyetlerini güvence altına alması bakımından geniş çaplı bir koruma sağlamaktadır.Fransiskenlere özgürlük bahşeden fermanı, insanlık tarihindeki ilk insan hakları belgesi olarak kabul edilen, 4 Temmuz 1776'deki ABD Anayasası'ndan 313 yıl önce yazılmıştı.

Farklı inançlara özgürlük hakkı tanıyan fermanın Günümüz Türkçesi ile Tercümesi:

Bu padişah fermanı şöyledir: 

Ben ki Sultan Mehmet Han’ım; sıradan ve seçkin bütün insanlar tarafından bilinsin ki, bu padişah buyruğunu ellerinde bulunduran Bosnalı [Fransisken] ruhbanlara büyük bir lütufta bulunarak şunları buyurdum: 

Adı geçenlere ve kiliselerine hiç kimse engel olmayacak ve sıkıntıvermeyecektir ve onlar sakınmaksızın ülkemde yaşayacaklardır. Ve kaçıp gidenler bile güven içinde olacaklardır. Gelip ülkemizde korkusuzca oturacaklar ve kiliselerine yerleşeceklerdir. Ne ben, ne vezirlerim, ne kullarım, ne uyruklarım, ne de ülkemin bütün halkından hiç kimse adı geçenlere — kendilerine ve canlarına ve mallarına ve kiliselerine ve dışarıdan ülkemize gelenlerine— dokunmayacak, saldırıp incitmeyecektir. Yeri, göğü yaratan Rızıklandırıcı adına ve Kur’an adına ve ulu Peygamberimiz adına ve yüz yirmi dört bin peygamber adına ve kuşandığım kılıç adına yemin ederim ki, bu kişiler emrime itaat ettikleri sürece, bu yazılanlara hiç kimse uymazlık etmeyecektir.[1] 

Böyle biline.
Fatih Sultan Mehmed’in Ahidnamesi

Kemal Atatürk kendi halkının inanışına ne kadar değer verdi?


Peygamber Efendimiz Hz.Muhammed'e(S.A.V) hakaret:

''...Muhammed Medine'de yerleştikten ve az çok teşkilat yaptıktan sonra Mekke ile Suriye arasında gelip giden tüccar kervanlarına tecavüzlere başlamıştı...''[2]

Ezan'ın Türçe'ye çevrilmesi:

Falih Rıfkı Atay:

Türçe Ezan bir din değil bir kültür işidir.Atatürk ve onunla bir düşünen inkilapçılar millileşme ve garplılaşma hareketinin ilk muvaffak olma şartını dilde ve kafada Türk milletini Arap kültüründen uzaklaştırmada aramışlardır.Latin yazısını almak,dili millileştirmek ne ise Ezanı Türçe'leştirmek de odur.

Kendi devrinde Ezan'ın Arapça yerine Türkçe okunuşu ile Atatürk'ün ilgilenmediğini söylemek bizim gibi 15 yıl onun yanında bulunmuş olanları değil,o zamanı hiç bilmeyen vatandaşları bile kandıramaz.Kaldıki ben,ezanın ve tekbirin Türkçe'ye çevrilmesinde Atanın bizzat çalıştığını bilirim.Atatürk sağ kalsaydı çoktan Kur'anı da türkçe okutacaktı.Bu işi önceleri bir metin meselesi sonrada din çalışmalarının bitmemiş olması geciktirmiştir.Tarihi doğru öğrenmek isteyenler için hakikat budur.[3]

Kadınların Dini inanışına baskı:

Allah'ın(C.C) emri olan Kur'an-ı Kerim ayetlerinin Nur Suresi ayet 31 ve Ahzab Suresi ayet 59'da Müslüman bir kadının nasıl örtünmesi gerektiği yazılı iken Kemal Atatürk medeni olmak için Kur'an-ı Kerim ayetlerinin tersi konuşma yapmaktadır.

“…Kimi yerlede kadınlar görüyorum ki, başına bir bez, ya da bir peştemal ya da benzer bir şeyler atarak yüzünü, gözünü gizler ve yanından geçen erkeklere karşı ya arkasını çevirir, ya da yere oturarak yumulur. Bu durumun anlamı, gösterdiği nedir?

Efendiler uygar bir ulus anası, ulus kızı bu şaşırtıcı biçime, bu vahşi duruma girer mi? Bu durum ulusu çok gülünç gösteren bir görünüştür. Hemen düzeltilmesi gerekir.”[4]

Abdülhamid Han'ın Hilafet merkezinin içkili kumarhaneye çevrilmesi:

3 Mart 1924'te çıkarılan 431 sayılı kanunun 9. maddesiyle saraylar ve kasırlar milletin malı oldu.10 Haziran 1925 ve 24 Temmuz 1930 tarihlerinde alınan Bakanlar Kurulu kararıyla da Ihlamur, Küçüksu ve Yalova köşkleri ile Yıldız Sarayı'nın sadece Merasim dairesi'ne verilerek uluslararası kongre ve konferanslara tahsis edilsede, esasen yurtdışından da pek çok müşterinin oyun oynadığı bir kumarhaneye çevrildi.

Yıldız Sarayı sadece devletin yönetildiği bir yapı değildi.Aynı zamanda İslam âleminin manevi açıdan kapsayıcı kurumsal yapısı olan Hilafetin de merkeziydi.[5]


28 Eylül 1926 Tarihli Cumhuriyet gazetesinde ''Yıldız gazinoso açıldı'' başlığıyla verilen haber

Lütfü Müfit ÖZDEŞ'in canlı anıları:

Mustafa Kemal:

''İktidarı alacağım softaları asacağım.İlk yapacağım icraat bu millet ve devletin bu hale gelmesinde en büyük sorumluluğu taşıyan yobazları,sarıklı softaları sarıklarından yakalayıp ibreti alem için sokaklarda dizi dizi asmak olacaktır.''[6]

Atatürk'ün yakın çalışma arkadaşlarından M.Esat Bozkurt:

“Burada böyle şeylere lüzum yoktur, bunları camide yapabilirsiniz. Biz savaşı dua ile değil, Mehmetçiğin kanı ile kazandık!” dedi ve imamı kovdu.”

Birdefada Rize seyehatinde Medreselerin açılması için kendisine müracat eden hocalara;hiddet ve şiddetle ve herkesin önünde:

''Para istiyorsanız size millet yetecek kadar verecektir.Açsanız karnınızı doyuracaktır.Medreseler birdaha açılmayacaktır anladınızmı.''diye bağırdı.[7]

Teşkilâtı esasiye kanununun bazı maddelerini muaddil olacağına dair kanun:

10.04.1928 tarihinde 1222 nolu karar ile 20.04.1340(1924) tarihli 491 nolu Teşkilâtı esasiye kanununun bazı maddelerini muaddil olacağına dair kanun kabul edilir.Bu karar i Teşkîlât-ı Esâsiye Kânûnu içerisinde yer alan 2 inci,16 ıncı,26 ıncı ve 38 inci maddeleri değiştirilir.(madde 2 de yer alan ''Türkiye Devletinin dîni, Dîn-i İslâmdır'' hükmü kaldırılır)[8]

Kanun ile halka zorla şapka giydirme:

"Müslümanlar, Hristiyanların iyisine 'makul kefere', kötüsüne 'gavur', beterine şapkalı gavur' "denildiği bir dönemde,[9] 25 Kasım 1925 tarihli 671 numaralı bir kararla şapka kanunu[10] kabul edilir.Şapka giymeyen binlerce kişi idam edilir. 

03.12.1931 tarihinde Arap Harflerile Tedrisat Yapmak İçin Gizli veya Alenî Dershane Açanlar için kararname:

Çıkan bu kararnamede dersane açanlar için 1926 tarih ve 765 numaralı Türk Ceza Kanununun 526. maddesi uygulanacağı (Her kim, salahiyettar merciden kanun ve usul dairesinde verilmiş bir emre itaatsizlik eder veyahut ammenin istirahat ve selameti veya madelat mulahazası namına merciinden kanun dairesinde ittihaz edilmiş bir tedbire riayet etmezse bir aya kadar hafif hapse ve elli liraya kadar hafif cezayı nakdiye mahkum olur)[11]

Hafta tatilinin Cuma'dan Pazar gününe çevrilmesi:

27 Mayıs 1935 tarihinde 394 sayılı kanun kaldırılır ve yerine 2739 sayılı ''Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanun'' kabul edilir.Bu kanuna göre Cumâ’yı hafta tatili olarak kabul eden 394 sayılı kânun yürürlükten kaldırılmış, yerine Pazar günü hafta tatili ilân edilmiştir.[12]

Cami kapatma ve başka amaç üzere kullanmak için çıkartılan kanun:

CHP döneminde 15 Kasım 1935 tarihinde 2845 numaralı bir kanun çıkartılır.Bu kanun maddesinde:(Tasnif harici kalacak cami ve mescitler usul ve mevzuata göre kendilerinden başkaca istifade edilmek üzere kapatılır.) hükmü vardı.[13]

Akşam gazetesinin 1931 tarihli haberinden:

Balıkesir'de 3 tevkif:Nakşibendi Tarikatinden Dökmeci Kadir ve şeriki Emin ile korucu nahiyesindeki derviş tevkif edilmiştir,
Mürtecilerin ''İnna fetahna leke'' yazılı bayrağı çıkardıkları Câmi-i müze olacak,
Konya'da birkaç Mevlevi şeyhi tevkif edildi.[14]

Akşam gazetesi 9 kânunusani 1931

Bir tarafta bırakın kendi milletini başka dinin mensublarına dahi inanç özgürlüğü tanıyan Peygamber(S.A.V) övgüsü almış Fatih Sultan Mehmed Han.

Diğer tarafta kendi milletinin dinine, kılık kıyafet tercihine, kültürüne, inancına, örtüsüne, yaşam tarzına, diline, ibadetine saygılı olmayan ve baskı ve kanunlar ile bunu benimsetmeye çalışan, uymayanlara cezalar verip idam ettiren Kemal Atatürk.

Peki zulüm 1453'temi,1881'demi başladı?

Kaynaklar:
[2]Tarih 2,Ortazamanlar,1931 İstanbul Devlet Matbaası,sayfa-94
[6]Atatürk Ansiklopesi, Türkiye Cumhuriyeti siyasi tarihi,May yayınları,1971 Baskı, Cild 1 ( 9 cilt ), sayfa:148
[9]Falih Rıfkı Atay; Çankaya, İst. 1980, s.430---Güneş gazetesi pazar eki, 2 Eylül 1990
[10] Resmi Gazete : Tarih: 28/11/1925
[11]Resmi Gazete:4 Kânunusani 1932
[12]Resmi gazete 01.06.1935
[13]Resmi gazete:22.11.1935

Hilmi Kemal

Konu ile alakalı:
Zulüm 1453'te başladı diyenlere Kemal Atatürk'ten cevap


Ahsarla