Abdülhamid Han etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Abdülhamid Han etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Temmuz 2015

Siyonizm PKK işbirliği

Sultan  II. Abdülhamit'ten para ile toprak alma çabası olumsuz olan Theodor Herzl Osmanlı Devleti'ni yıkmak için faaliyetlere başladı.Bunu şu sözleri ile açıklıyor:

"Siyonizmin amaçlarına ulaşabilmesi için Osmanlı'nın dağılmasını beklemeliyiz."[1]

Herzl, Basel'deki ''Drei Könige
(Three Kings)'' adlı otelin
balkonunda. Bu fotoğraf
5.Siyonist Kongresi esnasında
Ephraim Moses Lilien tarafından
çekildi.
Theodor Herzl Osmanlı Devleti'ni yıkmak için Osmanlı Devleti'ni karalama çalışmalarına başladı ve 1897'de ilk amblemlerinde vaadedilmiş toprakları israil yıldızı içinde gösteren Die Welt[Dünya] adlı haftalık gazeteyi Almanya'da kurdu. 

Muharref Tevrat'ta vaadedilmiş topraklar:

"Ayak tabanınızın bastığı her yer sizin olacak. Sınırınız çölden Lübnan'dan ırmaktan, Fırat Irmağı'ndan Garp Denizine kadar olacaktır. Önünüzde kimse duramayacak, Allah'ınız Rab size söylediği gibi dehşetinizi ve korkunuzu ayak basacağınız bütün diyar üzerine koyacaktır." [2]

Theodor Herzl, kuracakları Yahudi Devleti'nin sınırlarını şu sözleriyle açıklıyor:

"Kuzey sınırlarımız Kapadokya'daki (Orta Anadolu) dağlara kadar dayanır. Güneyde de Süveyş Kanalı'na; sloganımız Davud ve Süleyman'ın Filistin'i olacaktır."[3]

Theodor Herzl, Yahudi Devleti'nin kurulması hakkında:

"Basel'de ben Yahudi Devleti'ni kurdum. Eğer bunu yüksek sesle söylersem bütün dünya güler. Fakat beş sene içinde veya elli sene sonra herkes bunu böyle bilecektir." [4]

 İlk amblemlerinde vaadedilmiş toprakları israil yıldızı içinde gösteren Die Welt[Dünya]


İlk amblemlerinde vaadedilmiş toprakları israil yıldızı içinde gösteren Die Welt [Dünya] 1897


Die Welt [Dünya]





İngilizlerin Türk ve Kürtleri ayırma çalışmaları



Bağdat'ta Hacı Mehmet namı ile yaşıyan İngiliz casusu Thomas Edward Lawrence Arap şeyhi kıyafeti ile[5]


Bir İngiliz casusu olan Thomas Edward Lawrence Bağdat'ta Hacı kılığına girmiş, Müslüman ismi olan Hacı Mehmet ismini almış.

Yaptığı iş üfürük ve muska ile hasta tedavi etmekte. Bilhassa Türkiye hududu tarafından gelen kürt hastalarla meşgul olmakta.


1930 yılına ait Akşam Gezetesinden:

Hastaları muska ile tedavi eden casus!

Meşhur İngiliz casusu Miralay Lavrens hâlâ Bağdat'ta oturmaktadır.Şimdi bu adamın bütün gayesi kendini unutturmaktır. Lavrens bunun için fevkalâde çalışmaktadır. Miralay Lavrens Bağdat'ta Hacı Mehmet ismi altında yaşamaktadır. Kendisi İngiliz mümessilliğinin oturduğu binanın arkasında bir toprak odada yatıp kalkmaktadır.

Lavrens bu odada muhtelif yerlerden gelen kürt hastaları üfürükle, muskalarla tedavi etmektedir. 

Lavrensin bu suretle kendisine ruhani bir şahsiyet süsü vermek istediği muhakkaktır. Lavrens bilhassa Türkiye hududu tarafından gelen kürt hastalarla meşgul olmaktadır.[6]




İngilizler'in Kürt'leri Türkler aleyhinde ayaklandırma çalışması



04.06.1919 İstiklal harbi gazetesinden:

İngilizler şimdide Kürt'leri ayaklandırmaya çalışıyor.

Bir kaç gün evvel yollanmış olan bu telgrafta Mardin livasında dolaşmış olan İngiliz binbaşısı Nevil'in bu defa Viranşehir'e geçtiği ve Kürt'leri Türkler aleyhinde ayaklandırmanın yollarını aradığı bildirilmektedir.[7]



İsrail ve ABD askerleri PKK safında


İsrail'li bayan asker  Gill Rosenberg PKK (PYD) saflarında Ayn El Arap'ta


ABD Hava kuvvetlerinden emekli asker Brian Wilson,PKK (PYD) saflarında Ayn El Arap'ta


ABD'li eski asker Jordan Matson PKK(PYD) saflarında


ABD'li eski asker jeremy woodard PKK(PYD) saflarında



Siyonizm PKK işbirliği


Siyonizm PKK işbirliği



Muharref tevratta vaadedilmiş topraklar ve Siyonistlerin PKK (HDP) ya verdiği  Kürdistan hayali




Kaynaklar:
[1]The Complete Diaries Theodor Herzl, Theodor Herzl, cilt I, sf.374
[2]Muharref Tevrat Tekvin Bölümü, 12/25
[3]The Complete Diaries of Theodor Herzl, Theodor Herzl, cilt 2, sf.711
[4]The Complete Diaries of Theodor Herzl, Theodor Herzl, cilt 2, sf.581
[5]Akşam Gazetesi, 14 Temmuz 1930, s:1
[6]Akşam Gazetesi, 4 mayıs 1930, s:1
[7]İstiklal harbi gazetesi, Yeni İstanbul Yayını, 04.06.1919, No:19





22 Haziran 2015

Sultan İkinci Abdülhamîd ''İncili İğne''


İNCİLİ İĞNE

Sultan İkinci Abdülhamîd Hanın kızı Şâdiye Osmanoğlu anlatıyor:

Yıldız’daki Şale Köşkü babamın yabancı devlet temsilcilerini, hükümdârları, imparatorları kabul ettiği ve onları ziyafetlerle ağırladığı bir yerdi. Daha doğrusu, burası Sultan İkinci Abdülhamîd’in hâriciye köşkü idi. Çok defa sefirleri de burada kabul eder, kendisi iyi Fransızca konuştuğu halde onlarla tercüman vasıtasıyla görüşür, kendilerine Türkçe hitap ederdi.

Babam ecnebi devlet sefirleri ile konuşmalarında mevzuu istediği mecraya çekmek için, elinden geleni yapardı. Buna dâir bir vak’a anlatayım:

Bir gün İngiliz sefiri, çok mühim bir mesele görüşmek için Hünkârdan hususî bir randevu istemişti. Hâlbuki babam bu mevzuu öyle uzun uzun görüşmeyi istemiyordu. Sefiri de kırmak niyetinde değildi. Kendisine randevu verildi. İki gün sonra Mâbeyn Dâiresi’nin yanındaki küçük selâmlıkta mülakat yapıldı.

Fakat sefirin nezâket konuşmaları bitip de asıl meseleyi açmaya sıra gelince, babam hemen elini kendi kravatına götürdü. Kravatının üzerinde gayet iri inciden bir iğne vardı. O gün kendisi bu iğneyi hususî bir maksatla kravatına takmıştı. Hünkâr kravatından incili iğneyi çıkardıktan sonra İngiliz sefirine:

“Sizinle uzun bir zamandan beri tanışmak fırsatına kavuşmuş bulunuyorum. Daha doğrusu iki dostuz. Geçenlerde bir tesadüf eseri olarak babamın, çocukluğumda bana hediye ettiği şu iğne elime geçti. Bence iğnenin târihî değeri, maddi değerinden çok fazladır. Kabul ederseniz, pek müteşekkir olacağım. Bir gün beni hatırlamaya vesile olur kanaatindeyim... dedi.

Kendisine uzatılan iğnenin karşısında nasıl teşekkür edeceğini şaşıran sefir hemen yerinden fırlamış, kıymetli hâtırayı babamın elinden alıp kendi kravatına takmış, sonra da:

“Bu benden sonra çocuklarım ve torunlarım için en kıymetli hâtıra olacaktır...” sözleri ile Hünkârın iki elini ayrı ayrı öpmüştü.

İncili iğnenin bir kravattan çıkarılıp öteki kravata takılışı esnasında nezâket ve teşekkür cümleleri bittiği zaman mülakat da sona ermişti. Bu suretle babamın konuşmak istemediği mevzuya sıra gelmedi.[1]


Kaynaklar:
[1]Sultan İkinci Abdülhamid Han’ın Aile Hayatı, Çamlıca B. Y.



12 Mayıs 2015

Yanya Hamidiye İnas Kız Mektebi [1900]

19 Temmuz 1900
6 Temmuz 1316

Yanya Hamidiye İnas Kız Mektebi talebeleri


Yanya Hamidiye İnas Mekteb rüşdiyesinin bahçesi ile beraber cepheden görünüşü


Yanya İnas Mekteb rüşdiyesinin birinci katında nakış ve dikiş tağlimhanesi


Yanya İnas Mekteb rüşdiyesinin birinci katında yemekhane



19 Şubat 2015

Hamidiye Etfal Hastanesi



Sultan İkinci Abdülhamid Han’ın henüz 8 aylık olan kızı Hatice Sultan difteriye yakalanmıştı. Pek çok hekim ellerinden gelen gayreti göstermesine rağmen hanım sultan kurtarılamadı.

Evlatlarına gösterdiği merhamet ve şefkati halkından da esirgemeyen Sultan bundan çok müteessir olmuştu: 

“Benim çocuğum kurtulamadı. Kim bilir fakir fukaranın çocuklarına nasıl bakılıyor. Hiç olmazsa bir hastane yaptıralım da benim gibi babaların kalbi yanmasın.”

diyerek Hatice Sultan adına bir hastane yaptırmaya karar verdi. Bu iş için Berlin’de devrin en modern çocuk hastanesinde çalışmış olan ve Hatice Sultan’ın tedâvîsinde elinden gelen gayreti gösteren Doktor İbrâhim Bey vazîfelendirildi.

İnşâatı bir sene süren hastanenin bütün masrafları bizzat ceyb-i hümâyundan, yani pâdişâhın şahsî parasından ödendi ve hiçbir masraftan kaçınılmadı. Hastanenin planları Avrupa’daki en meşhur çocuk hastaneleri incelenerek hazırlandı ve kullanılan malzemelerde en son teknoloji tercih edildi. Hastanenin kapları Yıldız Çini Fabrikası’nda husûsî olarak hazırlandı. Hastaların taze süt içmeleri için hastanenin 50 m kuzey tarafına yeni bir inek ahırı inşâ edildi.

5 Haziran 1899’da Hamidiye Etfal Hastahâne-i Âlîsi ismiyle hizmete başlayan hastane, bütün çocuk ve kadınlara kapılarını açtı. 671 çocuğun sünnet edildiği açılış merasimi bir hafta sürdü. Hastaneye talep o kadar yüksekti ki 6 yıl içinde yeni bir poliklinik, eczane ve eczâ laboratuarı, 22 yataklı yeni bir hâriciye koğuşu, zengin bir kütüphâne, fotoğraf atölyesi, fiziko-terapi bölümü, jimnastik salonu, yeni laboratuarlar, 24 yataklı çocuk sanatoryumu, kadın hastalıkları ve bulaşıcı hastalıklar koğuşu ve kimyâhâne ile bir câmi ve saat kulesi eklendi.

Hastanenin gelecekte de maddî sıkıntıya düşmemesi için pâdişâh, Karahisar Madensuyu İşletmesi’nin gelirlerini hastaneye vakfetti.

Hijyenin temini için hastanedeki zemin ve duvarları her gün dezenfekte ediliyor, haftada iki defa koku giderici ve mikrop öldürücülerle yıkanıyordu. Bütün elbise ve çamaşırlar, yemek kapları yıkandıktan sonra etüvden (laboratuar fırını) geçiriliyordu. Hastalara menba suyu veriliyordu. [1]


Kaynaklar: 
[1] Fazilet Takvimi 10.02.2015 (Osmanlı’dan Tarihe Not Düşen Kareler, Çamlıca B. Y.)



7 Ocak 2015

Telefon makinesi 1914



Tercüman-ı Hakikat II. Abdülhamit döneminde  İstanbul'da 1878-1921 yılları arasında yayınlanan günlük gazete. Son sayısı 11 Şubat 1921’de yayımlandı.

Telefon makinesi[1]

Tercüman-- Hakikat 29.03.1330:

''Kilitli telefon makinesi Türkçe katologlu tağrifesi ile telefon aletinin sağlamlığı ve en mükemmel olması hasebi ile...''[1]



Kaynaklar:
[1]Tercüman-- Hakikat 11.04.1914 (29.03.1330)



Hilmi Kemal




25 Kasım 2014

Siyonist medyanın Türkiye'deki ortakları

Daha önce ''Siyonizm, Vadedilmiş topraklar'' başlıklı yazımızda Theodor Herzl'in kurduğu Die Welt[Dünya] adlı haftalık gazetenin kurulmasından bahsetmiştim. Kısaca özetliyelim:

Theodor Herzl, Sultan Abdülhamit Han'dan Filistin'de toprak istiyor ve Sultan Abdülhamit Han Theodor Herzl'in bu isteğini kabul etmiyor. Theodor Herzl bunun üzerine Osmanlı Devleti'ni yıkmak ve karalamak için 1897'de ilk amblemlerinde vaadedilmiş toprakları israil yıldızı içinde gösteren Die Welt[Dünya] adlı haftalık gazeteyi Almanya'da kuruyor.[1]


[1]İlk amblemlerinde vaadedilmiş toprakları israil yıldızı içinde gösteren Die Welt[Dünya]

''Siyonizm, Vadedilmiş topraklar'' başlıklı yazımızda bahsetmiş olduğumuz, Theodor Herzl'in kurduğu Die Welt[Dünya], Axel Springer' in bir gazetesidir.[2] Bugün Hürriyet gazetesininde sahibi olduğu Doğan yayın holdingin en büyük ortağı Axel Springer Alman Yahudisi bir medya teşkilatıdır.[3]


 [2]Axel Springer' e ait Die Welt

[3]Hürriyet gazetesinden Axel Springer ve Doğan yayın holding ortaklığı haberi


Die Welt'ten 14.10.2014 tarihli provakatif bir haber:

Hakkari ve Tunceli'de askeri birliklere PKK'lı teröristler tarafından ateş açılması sonucu çıkan çatışmayı ve bölgenin Türk savaş uçakları tarafından ablukaya alınmasını, Alman Die Welt Gazetesi ''Türk hava kuvvetleri Kürtleri bombaladı'' başlığıyla vererek provakatif bir habere imza attı. Haberin görselinde de Kobani’nin 'bombalanan' resmi kullanıldı.

Die Welt,Hürriyet gazetesinin internet sitesinden Salı günü bildirildiğini yazıyor.[4]

[4]14.10.2014 tarihli Die Welt  


Hürriyet gazetesininde sahibi olan Doğan yayın holdingin  ortağı olduğu Axel Springer'in yayın ilkeleri:

Gurubun beş yayın ilkesi var;
İkinci ilke: "İsrail devletinin yaşamsal haklarını savunmak ve Alman-İsrail ilişkilerini geliştirmek." 
Üçüncü ilke ise: "Transatlantik İşbirliği'ni güçlendirmek ve ABD ile dayanışma içinde olmak."[5]


[5]Axel Springer yayın ilkeleri



Kaynaklar:
[2]Axel Springer media
[3]Hürriyet 20.11.2009
[4]Axel Springer yayın ilkeleri
[5]Die Welt 14.10.2014 


İlgili Bölüm:
Hilmi Kemal



22 Ekim 2014

Siyonizm, Vadedilmiş topraklar




Herzl, Basel'deki ''Drei Könige
(Three Kings)'' adlı otelin
balkonunda. Bu fotoğraf
5.Siyonist Kongresi esnasında
Ephraim Moses Lilien tarafından
çekildi.
Osmanlı eğer Filistin'den çekilirse orada kıyamete kadar kan durmayacaktır. [Sultan II. Abdülhamid Han]

Theodor Herzl İstanbul'a gelmiş, Sultan II. Abdülhamit'le görüşmek için çok uğraşmıştır. Osmanlı Devleti'nin  borçları karşılığında Filistin'de bir yer istemiş ve şu cevabı almıştır:

''Ben bir karış dahi olsa vatan toprağını satmam , zira bu vatan bana değil milletime aittir . Milletim de bu toprakları ancak aldığı fiyata verir . Çünkü bu topraklar kanla alınmıştır , kanla verilir .''

Para ile toprak alma çabası olumsuz olan Theodor Herzl Osmanlı Devleti'ni yıkmak için faaliyetlere başladı.Bunu şu sözleri ile açıklıyor:



"Siyonizmin amaçlarına ulaşabilmesi için Osmanlı'nın dağılmasını beklemeliyiz."[1]



Le Petit Journal Dergisi
kapak resmi: Sultan
II.Abdülhamid Hân'ın
toprakları vermek
 istemeyişi
Theodor Herzl Osmanlı Devleti'ni yıkmak için Osmanlı Devleti'ni karalama çalışmalarına başladı ve 1897'de ilk amblemlerinde vaadedilmiş toprakları israil yıldızı içinde gösteren Die Welt[Dünya] adlı haftalık gazeteyi Almanya'da kurdu. 



Muharref Tevrat'ta vaadedilmiş topraklar:

"Ayak tabanınızın bastığı her yer sizin olacak. Sınırınız çölden Lübnan'dan ırmaktan, Fırat Irmağı'ndan Garp Denizine kadar olacaktır. Önünüzde kimse duramayacak, Allah'ınız Rab size söylediği gibi dehşetinizi ve korkunuzu ayak basacağınız bütün diyar üzerine koyacaktır." [2]

Theodor Herzl, kuracakları Yahudi Devleti'nin sınırlarını şu sözleriyle açıklıyor:

"Kuzey sınırlarımız Kapadokya'daki (Orta Anadolu) dağlara kadar dayanır. Güneyde de Süveyş Kanalı'na; sloganımız Davud ve Süleyman'ın Filistin'i olacaktır."[3]

Theodor Herzl, Yahudi Devleti'nin kurulması hakkında:

"Basel'de ben Yahudi Devleti'ni kurdum. Eğer bunu yüksek sesle söylersem bütün dünya güler. Fakat beş sene içinde veya elli sene sonra herkes bunu böyle bilecektir." [4]

 İlk amblemlerinde vaadedilmiş toprakları israil yıldızı içinde gösteren Die Welt[Dünya]

 İlk amblemlerinde vaadedilmiş toprakları israil yıldızı içinde gösteren Die Welt[Dünya]



Die Welt 1897

Die Welt 1902

Die Welt 1904

Die Welt 1904




Kaynaklar:
[1]The Complete Diaries Theodor Herzl, Theodor Herzl, cilt I, sf.374
[2]Muharref Tevrat Tekvin Bölümü, 12/25
[3]The Complete Diaries of Theodor Herzl, Theodor Herzl, cilt 2, sf.711
[4]The Complete Diaries of Theodor Herzl, Theodor Herzl, cilt 2, sf.581

Hilmi Kemal




Ahsarla